Polip
krk
Kolon kanseri

KOLON VE REKTUM KANSERİ

Kolorektal kanser sindirim sisteminin en sık rastlanan kanseridir. Rektal kanama, gaitada kan görülmesi, demir eksikliği anemisi, kabızlık ve bazen sulu diyare peryotları gibi bağırsak alışkanlıklarında değişiklikler, karında şişkinlik, sürekli karın krampları, bağırsağın tam boşalamama hissi, gaz veya ağrı, halsizlik ve bitkinlik, açıklanamayan kilo kaybı gibi belirtiler verebilir. Çoğu hastada ise hiç bir belirti vermeyebilir. Beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleri ile kalın bağırsak kanseri riski %30’a kadar azaltılabilir.

Kolon kanserinin erken tanı ve tedavisi için 50 yaştan sonra her 10 yılda bir kolonoskopi yapılması önerilmektedir. Kolonoskopi ile kolon kanseri öncüsü polipler de kansere dönüşmeden çıkarılmaktadır.

KOLON KANSERİNİN RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR?

Bağırsak Kanserinin oluşum sebepleri tam olarak bilinmemektedir. Neden bazı kişilerin bu hastalığa yakalanıp, bazılarının yakalanmadığını kesin olarak açıklamak mümkün değildir. Kesin olarak bilinen kolorektal kanserin bulaşıcı olmadığıdır. Hastalığın bir kişiden diğerine geçme riski yoktur.

Yaş: Kolorektal kansere yakalanma olasılığı ilerleyen yaşla beraber artar. Kolorektal kanser tanısı konan kişilerin %90’ı, 50 yaşın üzerindedir. Ortalama tanı yaşı, 60’lı yaşlardadır.

Kolorektal polip: Polipler, kalın bağırsağın iç duvarında oluşurlar. 50 yaşın üstündeki kişilerde sıklıkla görülürler. Poliplerin çoğu iyi huyludur, yani kansere dönüşmezler. Ancak bazı polipler (örneğin adenomlar) kansere dönüşebilirler. Poliplerin tespiti ve alınması kolorektal kanser riskini önemli ölçüde azaltır.

Ailede kolorektal kanser hikayesinin olması: Yakın akrabalarında (ebeveyn, kardeş ya da çocuklarında) kolorektal kanser geçirme öyküsü olan kişilerde kolorektal kanser gelişme ihtimali yükselir. Özellikle kolorektal kanser genç yaşlarda başlamış ise bu risk daha fazladır. Eğer birden fazla yakın akrabada kolorektal kanser geçirme öyküsü varsa bu ihtimal artmaktadır.

Genetik değişimler: Bazı genlerdeki değişimler kolorektal kanser riskini artırır. Herediter non-poliposiz kolon kanseri sendromu (HNPCC), kalıtsal (genetik) olarak geçen kolorektal kanserler içinde en sık olanıdır. Tüm kolon kanserleriiçinde oranı %2’ye kadar ulaşır. Bu tip kanser olgularında, HNPCC genindeki değişiklikler gözlenmektedir. HNPCC geninde bozulma olan her 4 kişiden 3’ünde kolorektal kanser gelişir. HNPCC genine bağlı oluşan kolorektal kanser daha genç yaşlarda (40’lı yaşlarda) görülmektedir.

Ailesel adenomatöz polipozis (FAP): Nadir görülen bu ailesel hastalıkta kalın bağırsak ve rektumda yüzlerce polip mevcuttur. APC adı verilen özel gendeki değişim polip oluşumuna sebep olmaktadır. FAP, eğer tedavi edilmezse ortalama 40’lı yaşlarda kolorektal kansere dönüşebilmektedir. Sık görülen bir hastalık olmayıp, tüm kolorektal kanserlerin %1’inden daha azını oluşturur.

HNPCC veya FAP tanısı olan kişilerin ailelerindeki tüm bireylere, bu hastalığa özel değişikliklerin erken saptanması amacıyla, genetik test yapılması gerekir. Eğer genetik değişimler var ise kolorektal kanser riskini azaltma yolları aranır, değişik tanı yöntemleri ile hastalık varlığı araştırılır. Ailesel kolon polipi saptanan yetişkin kişilere, hekim tarafından kalın bağırsağın bir kısmının ya da tümünün cerrahi olarak çıkartılması önerilebilir.

Kolorektal kanser öyküsü olma: Daha önce kolorektal kanseri tanısı konmuş ve tedavi edilmiş kişilerde, bu kanser tipi ikinci kez tekrarlayabilir. Yine daha önce yumurtalık, rahim (endometriyum) ya da meme kanseri geçirmiş kadın hastalarda da kolorektal kanser gelişme riski yükselmektedir.

Ülseratif kolit ve Crohn hastalığı: Ülseratif kolit ve Crohn hastalığı gibi kolonun enflamasyonu ile seyreden hastalıkların uzun yıllar devam etmesi durumunda kolorektal kanser gelişme riski yükselmektedir.

Beslenme: Bilimsel çalışmalar yüksek yağ oranı (özellikle hayvansal yağlar) içeren gıdalarla beslenenlerde, düşük miktarda kalsiyum ve folat alanlarda ve düşük oranda lifli yiyecek tüketenlerde kolorektal kanser riskinin arttığını göstermektedir. Yine bazı bilimsel çalışmalarda az meyve ve sebze tüketenlerde de kolorektal kanser riskinin arttığı gösterilmiştir. Bununla birlikte, beslenmenin kolorektal kanser riskini nasıl etkilediğini anlamak için daha fazla bilimsel araştırma yapılmasına ihtiyaç vardır.

Sigara kullanımı: Sigara kullanımı, bağırsak poliplerinin oluşumunu ve kolorektal kanser gelişme riskini arttırmaktadır.

Risk altında olduğunuzu düşünüyorsanız, bu konudaki endişelerinizi doktorunuzla paylaşmalısınız. Doktorunuz riski azaltma yolları konusunda size bilgi verecek ve uygun bir check up planı önerecektir.

KOLON KANSERİ BELİRTİLERİ NELERDİR?

Kolon kanserleri bazen bulgu ve belirti verebileceği gibi bazen hiçbir şikayete neden olmayabilirler. Şikayetler kolonda tümörün bulunduğu yere göre değişiklik gösterir. Kalın bağırsak sistemi; sağ, sol ve alt bölüm olarak 3’e ayrılır. Sağ kolon (çıkan kolon) kanserlerinin belirtileri ile sol kolon (inen kolon) ve alt bölümdeki (sigmoid kolon ve rektum) kanserlerin belirtileri birbirinden farklıdır.

Çıkan kolon geniş olduğu için buradaki bir kanser kısa süre içerisinde  barsakta  tıkanmaya yol açmaz. Hastalar genellikle dışkıda gizli kanama ya da aşikar kanamayla bu durumun farkına varırlar. Özellikle 50-60 yaş civarında anemi (kansızlık) bulguları olan hastalarda sağ kolon kanseri akla gelmelidir. Anemi; baş dönmesi, iştahsızlık, halsizlik, çabuk yorulma, kalp çarpıntısı, el ve ayaklarda üşüme gibi bulgular ile kendini gösterir. 50 yaşın üstündeki hastalarda bu tip belirtiler varsa sağ kolon kanseri akla gelmelidir.

İnen kolon (sol kolon) nispeten daha dardır. Bu yüzden sol kolon ya da rektumdaki kanserler daha çok barsakta tıkanma bulguları ile kendilerini belli ederler.  Barsak lümeninde ortaya çıkan daralmaya bağlı olarak hastalarda karın ağrısı, tuvalet alışkanlıklarında değişme gibi tıkanma bulguları ortaya çıkar.

Sıklıkla büyük abdestin şeklinde değişiklik ya da daha sık tuvalete gitme ancak dışkılayamama gibi şikayetler ortaya çıkar.

Alt bölgeye (sigmoid kolon ve rektum) geldiğimiz zaman durum daha farklıdır. Çünkü burası barsak çıkışına yakındır. Rektum yaklaşık 15-17 cm uzunluğundadır ve kalın bağırsağın son parçasına verilen isimdir. Rektum kanserlerinin belirtileri ise daha çok tuvalet sırasında kanama görülmesidir ki çoğu hasta bunu hemoroid olarak algılar ve kanserli hastaların %35’i hemoroid tedavisi görmektedir. Bu nedenle her rektal kanamada mutlaka hekiminize başvurmanız gerekmektedir. Tümöre bağlı olarak kalın dışkı şekil değiştirir, kalem gibi incelir, keçi pisliği gibi olur.

Kalın bağırsağımızın son kısmını dolduran tümörü beynimiz dışkı gibi algıladığından sürekli tuvalete gitme ve onu çıkarma isteği duyarız. Hasta bunu şöyle ifade eder; sık tuvalete gitmesine rağmen, tuvaletini tam yapamadığını, tekrar tekrar tuvalete gittiğini ve tuvalete gitme isteğinin hiç durmadığını, gün içerisinde çok sayıda tuvalete gidip gelmek zorunda olduğunu ifade eder. Özellikle 40 yaşın üstündeki insanlarda böyle bir bulgu olduğu zaman rektum ve sigmoid kolon kanserlerinin varlığını düşünmekte fayda vardır.

TANI VE TARAMA YÖNTEMLERİ NELERDİR?

Poliplerin veya kolorektal kanserin erken saptanması için;

  • 50 yaş ve üzerindeki kişiler kontrol yaptırmalıdır.
  • Kolorektal kanser için ortalama riskten daha fazla riske sahip olan kişiler, doktora danışmalı,

50 yaşın altında olsalar bile tarama programlarına alınmalı, hangi testlerin yapılması gerektiği, her bir testin yararı ve riskleri ile tarama programının sıklığı kararlaştırılmalıdır.
Aşağıdaki tarama testleri; polip, kanser ya da bağırsak ve rektumdaki anormal durumları tespit etmek için kullanılır:

  • Dışkıda gizli kan tahlili
  • Sigmoidoskopi
  • Kolonoskopi
  • Çift kontrastlı baryum enema grafisi
  • Dijital rektal muayene